• İstanbul18 °C
  • Ankara17 °C
  • İzmir22 °C
  • Antalya23 °C
  • Samsun21 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Papaz'ın Bağı'ndaki AK Partililer
13 Ocak 2014 Pazartesi 00:00

Papaz'ın Bağı'ndaki AK Partililer

Gazeteci Metin Özer, AK Parti - cemaat savaşında önemli bir ayrıntıyı kaleme aldı.İşte o yazı

Türkiye son bir aydır ciddi bir saldırı altında.
ABD ve İsrail destekli, cemaat ölçekli, bu saldırının hedefinde Başbakan Tayyip Erdoğan var.
“One minute” olayıyla başlayan, Mavi Marmara ile biten Türk –İsrail ilişkileri, ne hikmetse cemaati rahatsız etti.
Aslında cemaati demek haksızlık olur, daha doğrusu Fethullah Gülen’i rahatsız etti.
Tayyip Erdoğan’ın İsrail ‘e savaş açmasıyla birlikte, Fethullah Gülen de Tayyip Erdoğan’a savaş açtı.
Açtığı savaşı da bedduaya kadar götürdü.
Ben, “Fethullah Gülen’in Tayyip Erdoğan’ı hedef almasının ardında İsrail ile bozulan ilişkiler var” diye yazdığımda cemaat ayağa kalktı.
“Yalan, insaf et” dediler.
Benim dediklerimi 15 gün önce cemaatin önemli ismi Hüseyin Gülerce itiraf etti:
-Bizim hükümetle ilişkilerimiz Erdoğan’ın İsrail’e olumsuz tavrı nedeniyle bozuldu. Cemaat ile ilişkileri Mavi Marmara gemisi bozdu.
İlişkilerin bozulmasından sonra hem İsrail, hem de Fethullah Gülen, Tayyip Erdoğan’ı siyaset sahnesinden silmek için harekete geçti.
Bu operasyonda İsrail aslında hiç ortada görünmedi.
Onlar operasyonu Fethullah Gülen üzerinden yürüttü.
Savaş meydanına cemaati sürdü.
10 yıllık AK Parti iktidarı döneminde Tayyip Erdoğan’ı bitirebilecek çeşitli formüller uygulamaya konuldu.
Gezi olayları da bunlardan birisiydi.
Ancak bunların tamamı başarısız oldu.
Çünkü Tayyip Erdoğan’ın arkasında taş gibi yüzde 50’lik halk desteği vardı.
Ne yapılırsa yapılsın bu destek hiç aşağıya düşmedi.
İşte bu kez buradan saldırdılar.
Halkın hırsızlık ve yolsuzluk konusundaki hassasiyetini bilip, Tayyip Erdoğan’ı buradan vurmak istediler.
Emin olun dertleri devletin soyulup soğana çevrilmesi veya hırsızlık değil.
Bütün amaçları Tayip Erdoğan’ın karizmasını çizmek ve arkasındaki halk desteğini yerle bir etmek.
Bunun için cemaatin yıllardır örgütlendiği, emniyet ve yargı ayağı kullanıldı.
Dikkatinizi çekmiştir.
Yolsuzluk operasyonunu gerçekleştiren polisler ve savcıların tamamı, cemaatin abileri.
İstanbul da öyle, İzmir de öyle.
Hatta Hatay’daki TIR olayını gerçekleştiren savcı ve polisler de öyle.
Bütün bunlar tesadüf olabilir mi?
Her yolsuzluk operasyonunun altında cemaatin adamları çıkıyor.
Herkes bilir ki; cemaat mensubu kendi kendine karar veremez.
Mutlaka bir üstüne, o bir üstüne ve o da bir üstüne sorar.
Bu halkayı takip ettiğiniz de cemaat açısından operasyon başlatma emrini Fethullah Gülen’in verdiğine kuşku yok.
Burada bizim anlatamadığımız veya bir kısım cemaat mensuplarının anlamadığı önemli bir nokta var.
Fethullah Gülen zincirin son halkası değil.
Cemaat üyelerinin bir üstüne sorduğu gibi, Fethullah Gülen’in de sorup izin aldığı kendi üstünde başka güçler var.
Gülerce’nin itirafına baktığımızda; Fethullah Gülen’in sorduğu halka İsrail.
İsrail son halka mı?
İsrail de son halka değil.
Amerika ve İngiltere halkanın diğer tepe noktaları.
Durumu böyle özetledikten sonra gelelim esas meseleye.
Ortada hakikaten çok büyük bir savaş var.
Savaşta karşı tarafın tek hedefi Tayyip Erdoğan.
Tayyip Erdoğan’ı yok etmek istiyorlar.
Peki Tayyip Erdoğan kim?
AK Parti Genel Başkanı ve kabinenin Başbakanı.
Kısaca bu savaşta saldırıya uğrayan tarafın başkomutanı.
Peki Erdoğan’ın komutanları nerede?
Cemaatle yürütülen bu savaş sırasında AK Partililer ortadan kayboldu.
Erdoğan’ın Başdanışmanı Yalçın Akdoğan ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ dışında kabineden hiçbir bakanın gıkı çıkmıyor.
Milletvekillerine bakıyorum bir tek Mehmet Metiner ortaya çıktı.
Bir de Şamil Tayyar.
Geriye kalan 318 milletvekili dilini yuttu.
CHP’den gelen en ufak bir imada kürsüye saldıran AK partili vekiller, genel başkanlarına yapılan saldırıyı oturdukları yerden takip ediyor.
MHP’lilere yumruk sallayan o vekiller, mesele cemaat olunca süt dökmüş kediye döndü.
318 AK Partili vekilin dili boğazına kaçtı.
Her gün 3-5 demeç veren AK Parti grup başkan vekilleri kameralardan kaçar oldu.
AK Parti’nin meclis grubu böyle de, parti yönetimi farklı mı?
Genel başkan yardımcılarından bir tek Salih Kapusuz konuştu.
Gerisi?
Kayıp.
Merak ettim AK Parti’nin resmi sitesine girdim.
Orda da tık yok.
Ortada çetin bir savaş var.
AK Parti’nin sitesinde Türkiye’nin nasıl ağaçlandırılacağı yazıyor.
Cemaatle ve dış mihraklarla girilen savaştan tek kelime bile haber yok.
Erdoğan’ın en yakın çalışma arkadaşlarına, yani kabineye göz attım.
Orda da aynı durum var.
Bir tek Adalet Bakanı Bekir Bozdağ savaş alanında.
Tayyip Erdoğan’ın en sağlam adamı Ömer Çelik bile görünmez adam oldu.
Diğer 24 bakan sırra kadem bastı.
Onların destekten anladığı, Tayyip Erdoğan’ın otobüsünde Başbakan’ın arkasında durmak sanırım.
Başbakan konuşurken arkasında durarak, savaşta da arkasında durduklarına inanıyorlar.
Bu arada unutmadan!..
Sahi, Melih Gökçek nerelerde?
Kendisine veya partisine yapılan en ufak bir imada kıyameti kopartan Melih Gökçek’i gören var mı?
Herkese laf yetiştiren Gökçek, cemaat konusunda bırakın bir açıklamayı
tek bir kelime bile etmedi.
Böyle ortamlarda televizyon televizyon dolaşan Melih Gökçek, kendi televizyonuna bile uğramadı.
Sabahın ilk ışıklarına kadar Twitter’den takipçilerine laf yetiştiren Gökçek, savaş başladığı günden bu yana Twitter’da da görünmedi.
Ordan da elini çekti.
İnanın çok şaşkınım.
Melih Gökçek öyle de Kadir Topbaş farklı mı?
O da kayıplarda.
Hadi Topbaş’ın cemaat ile akrabalık bağları var diyelim.
Buna rağmen genel başkanını korumak için bir iki laf etmesi gerekmez mi?
Nerde?
Cemaat konusunda ağzına fermuar çekmiş durumda.
AK Parti’nin diğer belediye başkan adaylarında durum farklı mı?
Emin olun hepsi pısmış halde.
Cemaatten 3-5 oy almak için böyle yapıyorlarsa çok yanılıyorlar.
Ben buradan bir kez daha haber vereyim.
Cemaat şu saatten sonra hiçbirisine tek bir oy bile vermez.
Çünkü cemaat, katı bir emir komuta zinciriyle çalışır.
Yarın, “AK Parti’ye oy veren cehennemde yanar” fetvası gelir.
Cemaat üyeleri korkudan oy vermek bir yana AK Parti’yi ağzına bile alamaz.
Maalesef Ankara’daki görüntü bu.
Başkomutan atına binmiş savaş alanına gelmiş.
Askeri çok ama komutanları yok.
Bir kısmı tüymüş, bir kısmı saklanmış, bir kısmı da kamufle olmuş.
Peki bu tuhaf durumu neyle açıklayacağız?
AK Parti grubunun tamamı cemaat üyesi olmadığına göre, Başbakan’ın yalnız bırakılmasının birkaç mantıklı nedeni olabilir.
Ya AK partililer seçim bölgelerinde oy kaygısı yaşıyor.
Ya Cemaatten korkup çekiniyorlar.
Veya bir açıkları var. Başlarına iş açmak istemiyorlar.
Ya da tehlikenin ve olayın büyüklüğünü kavrayamadılar.
Eğer cemaat tarafından toplu hipnoz edilmedilerse veya büyülenmedilerse aklıma başka bir şık gelmiyor.
Bu nedenlerin hangisi olursa olsun durum vahim demektir.
AK Partililer, başlarında Tayyip Erdoğan olmadan bir hiç olduklarını anlayamamışlar.
Erdoğan’sız bir AK Parti’nin silinip gideceğini hala kavrayamamışlar.
Emin Olun, “Dik dur eğilme, bu millet seninle” deyip karşılamaya gelenler vekil yapılsa, mevcut AK Parti kadrolarından çok daha iyi savunurdu kendisini.
Allah Tayyip Erdoğan’a sabır ve kolaylık versin.
Şahinlikten güvercinliğe dönüşmüş bir ekiple savaş kazanmak zor.
Ankara’da ‘papazın bağı’ diye bir yer var.
AK Partililer “Papaz’ın bağında” kuzuların sessizliğini oynuyor.
Korkarım kasap bıçağı boğazlarına dayayınca akılları başlarına gelecek, ama o zamanda onlar için yapacak bir şey olmayacak.

METİN ÖZER/ HABERVİTRİNİ.COM

 

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 2398 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 24 Dakika | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 / Faks : | Haber Yazılımı: CM Bilişim